Ekran : Çağın Vebası ve Tehlike Altındaki Gelecek
- 23 Oca
- 2 dakikada okunur
Günümüz dünyasında çocuklar, fark edilmeden ama yoğun bir biçimde ekrana maruz kalıyor.
Bu maruziyet artık yalnızca teknolojik bir gelişme değil; çocukların gelişimini, ilişkilerini ve geleceğini etkileyen ciddi bir mesele hâline gelmiş durumda. Ben bu tabloya bakarken, ne yazık ki başka bir tanım bulamıyorum: Ekran maruziyeti çağın vebasıdır.
Geçmişte veba, toplumları sessizce kuşatırdı. İlk başta fark edilmez, sıradanlaşır, ardından derin yaralar bırakırdı.
Bugün ise ekran; sessiz, masum ve faydalı bir araç gibi görünerek çocukların hayatına giriyor. Ancak etkileri zamanla ortaya çıkıyor ve çoğu zaman “geç kalındığında” fark ediliyor.
Çocuklarımız neden tehlikede?
Çocukluk dönemi; temasla, hareketle, karşılıklı iletişimle ve deneyimle şekillenir.
Oysa ekran, çocuğu pasif hâle getirir. Çocuk izler ama katılmaz, duyar ama cevap vermez, görür ama hissetmez.
Ekran maruziyetinin çocuklar üzerindeki en belirgin etkilerinden biri gecikmiş konuşmadır.
Ekran karşısında geçirilen uzun süreler, çocuğun karşılıklı iletişim kurma ihtiyacını azaltır. Dil gelişimi, sadece kelime duymakla değil; göz teması, sıra alma ve karşılıklı etkileşimle gelişir. Bu etkileşim azaldıkça konuşma da gecikir.
Bununla birlikte, dikkat süresi giderek kısalır.
Gerçek hayattaki oyunlar, kitaplar ve öğrenme süreçleri çocuk için cazibesini kaybeder. Çünkü ekran hızlıdır, parlaktır ve sürekli uyarır. Gerçek yaşam ise sabır ister.
Sosyal beceriler de bu süreçten olumsuz etkilenir.
Paylaşma, bekleme, iletişim kurma ve duyguları ifade etme gibi temel beceriler, ekranla değil, insanla öğrenilir.
Hareketin azalmasıyla birlikte duyusal ve motor gelişim de sekteye uğrar.
Koşmayan, tırmanmayan, dokunmayan çocuk; bedenini tanımakta ve çevresiyle bağ kurmakta zorlanır.
Geleceğin mimarları neden bu kadar önemli?
Çocuklar yalnızca bugünün çocukları değildir.
Onlar yarının yetişkinleri, toplumun taşıyıcıları ve geleceğin mimarlarıdır.
Ekran maruziyeti altında büyüyen bir nesil; düşünmekte, üretmekte, ilişki kurmakta ve problem çözmekte zorlanan bireyler olma riski taşır.
Bu durum yalnızca bireysel bir gelişim sorunu değil, toplumsal bir sorumluluktur.
Ne yapılmalı?
Ekran, çocuk için bir susturucu ya da oyalayıcı hâline getirilmemelidir.
Oyun, hareket, iletişim ve birlikte geçirilen zaman; çocuğun gelişimi için vazgeçilmezdir.
Aileler, çocuklarının gelişim sürecini dikkatle gözlemlemeli; konuşma, dikkat, sosyal etkileşim ya da davranış alanlarında bir gecikme fark edildiğinde “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle beklememelidir.
Erken fark edilen her durum, doğru yönlendirme ile desteklenebilir.
Geç kalınan her süreç ise çocuğun dünyasında daha derin izler bırakır.
Sonuç
Ekran, doğru sınırlar içinde kaldığında bir araçtır.
Ancak kontrolsüz ve uzun süreli maruziyet, çocukların gelişimini gölgeleyen çağın vebasına dönüşür.
Çocuklarımızın dünyasını korumak, geleceğimizi korumaktır.
Çünkü her çocuk bir dünyadır
ve o dünya, ihmali değil, bilinçli bir rehberliği hak eder.
Ailelerin daha fazla bilgi sahibi olması gereken bir konuyu çok güzel anlatmışsınız. 👏 Emeğinize sağlık.
konuşmak için iki kişi gerekli ama bu kişi ekran değildir...
Farkındalık kazanılması gereken bir konu. Çok güzel olmuş.
Tebrik ederim Feyza hanım çok doğru noktalara değinmişsiniz..
Günümüzün en ciddi sorunlarından birisini işlemeniz çok önemli , elinize kaleminize sağlık. Başka yazılarınızı da bekleriz... Saygılarımla